Çoruma veda…
Zaman su gibi akıyor derler ya gerçekten çok doğru..Koskoca 5 yıl ne çabuk geçti anlamadım.Daha dün gibi hatırlıyorum buraya ilk geldiğimiz günü, ve şimdi veda zamanı geldi çattı…Çorumdaki tüm arkadaşlarım ve dostlarım allahaısmarladık.Hepiniz Allaha emanet olun.sizleri hiç unutmayacağım.Umarım sizler de beni unutmazsınız.İnşallah Hatay da sizin gibi güzel arkadaşlarım olur.
buradan ayrılacağım için üzülüyorum ama diğer taraftan içimde anlatılamaz bir heyecan var.Geceleri uyku tutmuyor…
Bloğumla ev taşıma dönemi boyunca ilgilenemiyicem.Ben yokken yalnız bırakmayın sakın.Sahip çıkın benim yerime olur mu canlarım?Hatayada kaldığımız yerden devam edecem inşallah.Hepinizi seviyorum.Nazım Hikmetin bu güzel şiiriyle hoşçakalın…
Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın!
Sizi canımda
canımın içinde,
kavgamı kafamda götürüyorum.
Hoşça kalın
dostlarım benim
hoşça kalın...
Resimlerdeki kuşlar gibi
dizilip üstüne kumsalın,
mendil sallamayın bana.
İstemez...
Ben dostların gözünde kendimi
boylu boyumca görüyorum...
A dostlar
a kavga dostu
iş kardeşi
a yoldaşlar a..!!.
Tek hecesiz elveda..
Geceler sürecek kapımın sürgüsünü,
pencerelerde yıllar örecek örgüsünü.
Ve ben bir kavga şarkısı gibi haykıracağım
mapusane türküsünü.
Yine görüşürüz
dostlarım benim
yine görüşürüz...
Beraber güneşe güler,
beraber dövüşürüz...
A dostlar
a kavga dostu
iş kardeşi
a yoldaşlar a..!!.
ELVEDA..!!.
Nazım Hikmet
Trafik polisi Cemal’in kullandığı aracı durdurur ve gülerek müjde verir :
- Sizi tebrik ederim beyefendi bugünkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size 500 milyon lira ödül vereceğiz. Bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz? Cemal cevap vermiş :
- Hemen cidip bir ehliyet alacağum...
Polis, ne senin ehliyetin yok mu, demeye kalmadan yandan fadime söze girmiş :
- Siz ona bakmayın memur bey içince hep böyle sapitiy.
Polis iyice sinirlenmeye başlamış tam bu arada arka koltukda oturan Dursun atlamış :
- Ula ben size demedim mi çaluntu arabayla yola çıkmayalum, başımıza bir iş celur diye.
Trafik polisi iyice zıvanadan çıkmak üzereymiş ki bagajdan İdris’in sesi gelmiş :
- Ne oldu uşaklar geçtik mi sınırı?..
Üç yaşından daha önce olanları niçin hatırlamıyoruz? Bilim adamları geçmiş deneyimlerimizi saklayan hafızamızın beynimizde anı veya öykü şeklinde organize olduğunu ileri sürüyorlar. Üç yaşından küçükler bu şekilde iletişim kurma yeteneğine sahip değiller.Öykü ve anılarını anlatamıyorlar. Yer ve karakter kavramlarını anlamıyorlar. Üç yaşından küçükler düzgün konuşabildikleri,anlayış, seziş ve hafıza yeteneklerine sahip oldukları halde tüm olanları bir bütün olarak şekillendiremiyor, öyküye dönüştüremiyorlar.Hafızamız ne yaptığını ne yapıldığını 3-4 yaşlarında kaydetmeye başlıyor.
Develerin hörgüçlerinde ne var? Genelde hörgüçlerinde su olduğu ve uzun yolculuklarında bu suyu kullandıkları söylenir ama doğru değildir. Develerin hörgüçlerinde 30-35 kg kadar yağ bulunur. Yiyecek bulamadıkları zaman bu enerjiyle hareketlerini sağlarlar ayrıca yağ çöl sıcağına karşı koruma görevi de yapar. Develer suya az gereksinim duyarlar. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Soluk alırken havadaki nemin üçte ikisini kazanabilirler. Su kaybını da dokularından kaybederler, kandaki su etkilenmez.
Yumurtanın niçin bir tarafı yuvarlak, diğer tarafı sivridir? Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık bakımından çok zayıf olurdu. En dayanıklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki yumurta yuvarlanacak olursa nerede duracağı belli olmaz. Yumurta yuvarlanınca düz gitmez. İnce tarafı üstünde dairesel bir yol çizer. Başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani düz bir yerde kaybolması olanaksızdır. Yumurta, tavuğun yumurta kanalında küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kasların büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik biçimini sağlarlar. Yumurtanın şeklinin nedeni de budur. Sürüngenlerde bu düzenek olmadığından yumurtaları küresel biçimdedir.
Kuşlar nasıl konuşabiliyor? Her insan ağzıyla konuşur ama konuşabilmeyi sağlayan asıl organ beyindir. Beyinde oluşan düşünceler dilimize ve dudaklarımıza aktarılır. Hayvanlar bu nedenle konuşamaz. Papağan ve benzeri kuşların yaptıkları konuşma değil, mükemmel bir ses tınısı ezberi ve tekrardır. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Kuşların ses organları memeli hayvanlardan farklı olarak gırtlakta değil göğüs kafeslerinin dibinde, karın boşluğunun derinliklerindedir. Kuşların doğasında ses taklit yeteneği vardır. Doğayla iç içe yaşarken diğer kuşların seslerini taklit ederek bir çeşit iletişim sağlarlar.
Ateş böceği nasıl ışık saçıyor? Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerekmektedir
Kediler balık ve sütü niçin severler? Kedilerin sudan hoşlanmadığı bilinir. Ama aslında kediler çok iyi yüzerler. Hava şartlarından dolayı ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Mısır'da Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuş ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılar kedileri fare avcıları olduğu için evcilleştirmişlerdir. Günümüzde kedinin kuzey Hindistan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında balık avlayarak yaşamaktadır. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski Mısır'da kedi bakıcıları onları ekmek ve sütle beslemişlerdir. Kedilerin süt zevkinin de Mısırlı bakıcılarının yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklanmaktadır.
Horozlar niçin sabahları erkenden öterler? Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır
Evlerimizdeki sinekler kışın nereye gidiyor? Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.
Tükenmez kalemin dolmakalemden farkı nedir? Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.
Doktorlar niçin dizimize çekiçle vurur? Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.
Yapıştırıcılar nasıl yapıştırıyor? Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
Termos nasıl sıcağı sıcak, soğuğu soğuk tutuyor? Tek nedeni vardır, vakum.Yani boşluk.Bir termosta iç içe geçmiş iki kap vardır.Dıştaki metal bir kap olup içteki genellikle bir cam şişedir.İkisinin arasındaki hava ise boşaltılmıştır.Tam olmasa da üreticiler tarafından elde edilebilen tama yakın bir boşluk vardır.Vakumlu bir ortamda hava molekülleri de olmadığından ısı iletilemez.Cismin ısısı başlangıçta ne ise o halde kalır.İçerden dışarıya, dışardan içeriye ısı geçişi olmaz.Böylece termosa konan sıvı sıcaksa sıcak, soğuksa soğuk kalır.
Allah (c.c) katında zamanların değerleri birbirine eşittir. Ancak öyle
zamanlar vardır ki o zamanlarda öyle hadiseler olur ki, o vakte diğer zaman
dilimlerinden daha üstün bir değer kazandırır. Receb-i serîfin ilk Cuma
gecesine isabet eden Regâib Gecesi'de bu müstesna zamanlardan biridir. Cum'a
geceler böyle kıymetli vakitlerden biridir.Regaib Gecesi gibi iki kıymetli
gecede bir araya gelince, bu gece dahada bir kıymetli oluyor. Bu gece, yalvarış
ve yakarışların Yüce Mevla'ya sunulduğu ve O'nun rahmetinden af istenildiği
umut, huzur ve müjde gecesidir.
Allah Teâla’nın kullarına lütfunun çokluğu, kereminin bolluğu ve pek çok
günahkarı bağışlaması sebebiyle bu geceye Regaib Gecesi" adi verilmiştir. Bu
gecenin bu değeri nereden kazandığı hususunda değişik rivayetler bulunmaktadır.
Bunlardan biri; Hz.Amine validemizin böyle bir gecede Resulullah (s.a.v)'e
hamile olduğunu anladığıdır.
Sevgili Peygamberimiz (s.av) Regaib gecesinin içinde bulunduğu Recep ayında
çok dua eder, namaz kılar, oruç tutar, iyiliklerin her çeşidini yapar, sadaka
vermeye özen gösterirdi. Resulullah (s.a.v)'in Receb'in ilk perşembe gününü
oruçla geçirdiği ve cuma gecesinde, bu kandil gecesine mahsus olmak üzere on
iki rekât namaz kıldığı kabul edilir. Regâib gecelerinde dua etmek, tövbe ve
istigfarda bulunmak, bu geceyi kutsal kabul etmek suretiyle çeşitli
ibadetlerle geçirmek, genel olarak alimler arasında kabul görmüştür.
İdrak ettiğimiz mübarek Regaib Kandilsi vesilesiyle, ruhumuzu karartan kötü
duygu ve düşünceleri kalplerimizden atalım. İbadetin zevkinden bizi mahrum
eden nefsin kötü arzularını frenleyelim. Gönül dünyamızı bulandıran haset,
kin, düşmanlık gibi kötü duygulardan temizleyelim.
Bu geceyi nasıl karşılamak, nasıl ihya etmek gerekir?
Bu gece, oruçlu olarak karşılanmalıdır.
Bu gece, kazası olanın hiç değilse bir günlük kaza namazı kılması, çok iyi
olur.
Bu gecenin ihyası, yatsı namazıyla sabah namazını camide cemaatle kılmakla
olur . Bu, gecenin ihyasıdır. Bütün günün ihyası bu... Yatsı namazı ile sabah
namazını camide kılmak, o günün, o gecenin ihyası demektir. İnsan sabahlara
kadar, aksamlara kadar ibadet etmiş gibi sevap kazanır.
Bir başka ihya sekli zikir ..... "Lâ ilahe illallah " , " Allahümme salli alâ
seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed" , "Estagfirullah" , "Sübhànallah"
, "Elhamdü lillâh", "Allahu ekber" , "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil
aliyyil azîm", "Allah" gibi sözler mübarek kelimelerdir, cümleciklerdir.
Bunlari zikretmek çok sevabdir..
Bazi namazlar vardir,
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)kilmistir. Bunlardan birisi de tesbih namazi ' dir.
Regâib gecesi, aksamla yatsi arasinda: 12 rek'at " Hacet namazi " kilinir.
Kaynak: http://www.secdegulleri.net/
Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. kandiliniz mübarek olsun..




Merhaba arkadaşlar .Uzun zamandır bloğumu güncelliyemiyordum.Nihayet bugün vakit buldum .Hastalıklar ve ev işlerinden anca sıra geldi. Bu arada tayinimiz çıktı temmuz ayında Hatay'a gidiyoruz, resimlerden de anlayacağınız gibi.Yeni mekanlar ve yeni arkadaşlıklar bizi bekliyor.
Bu aralar; fırsat buldukça yaptığım takılarımı sizlerle payşacam.Şimdilik hoşçakalın.
« Önceki ::
