NE GÜZEL
Şahıdır üzümlerin çavuş üzümü
Elmaları kralıdır misket elması
Bat, kebap, çökelekli, katmer dürümü
Kahvaltının baş tacı sütlü peksimet
Bacaklı çorba ile karnın doyar
Bakla dolmasının tadını insanlar sayar
Yayık ayranı ile mercimek pilavı varken
Lezzet ehli olan başkasına mı bakar?
Etli yaprak dolmasının on tanesi bir kaşıkta
Bulgurlu munbar dolması doyumsuzdur her tadışta
Kesme hamurdan mantısı ile yoğurtlu çorbasına
Bulgurlu pürpürüm ve kelem kavurmasına
Bişi derler mayalı hamurun tavada pişmesine
Hedik derler pişmiş buğdayla çocuğun ilk dişine
Pezüklü toyga çorbası ile mercimekli helle
Kaygana, bazlam, tırnak ve lavaş pide
Çökelekli pidesi sadece Tokat’ta uzun yapılır
Tavlama yufka tatlısına herkes bayılır
Bütün çorba ve helva için düğün günü sayılır
Renk renk şekerle süslü nakışlı çörekler oruçta satılır
Nohut döğmesi ile güdülün bir başkadır tadı
Çok sevilerek yenir tuzsuz, çemenli düğü tavası
Pehlili patlıcanla elma hoşafı pürpürüm kavurması
Tokat keşkeğinin yanına kuşburnu ezmesi
Düğün hamamında erikli yavan dolma
Ocakta madımak yenir bahardan kalma
Nivik ile taş ekmeği büryan koyun boynundan
Leylek giliği cevizli gömbe tarhana üzüm suyundan
Kış gecelerinin eğlencesidir şehriye dökmek
Pastırmalı pide yoğurtmaç ile hoşaf içmek
Ekmek aşı ile baklalı dolma içini seçmek
Ne güzeldir Tokat’ın yemeklerini yemek
netten alıntıdır.
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
1947
2
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
1948
3
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
'Yaşadım' diyebilmen için...
1948
NAZIM HİKMET
Diyete Karşıyım Şiiri
Dostlar, atışır da yiğitler susar mı
Elma ilen armut, piftek yerini tutar mı
Adem olan layt marul yutar mı
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez hiç ufak bir göbekten...
Doymuş ile doymamış bir olur mu
Sıratta galoriden sual olur mu
Hiç nutrasweetten baklava olur mu
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez orta boy bir göbekten...
Coşar şu deli gönül börek, mantı, pizzayla
Ürkütme gözünü hiç hacimle enle boyla
Elastik bir heyvandır mide olur yayla
Zarar gelmez hiç tahterevan bir göbekten...
Çiçek dalda güzeldir, guzu şişte...
Üç beyazı tartışmak boş bu işte
Fikirler değişir her yiyişte
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez kimseye MUHTEŞEM bir göbekten
Alıntı

Sevmek..................(şiirimsi..)
Sevmek.. bence çile çekebilmektir..
Sevmek.. bence nedensiz özleyebilmektir..
Sevmek.. bence yersiz çılgınlık edebilmektir..
Sevmek.. bence gizliden gönül vermektir..
Sevmek.. bence sevileni çok sevebilmektir..
Sevmek.. bence karşılıksız aşkı çekebilmektir..
Sevmek.. bence sevdayı anlayabilmektir..
Sevmek.. bence şiirce yaşayabilmektir..
Sevmek.. bence mutluluğu hissedebilmektir..
Sevmek.. bence mütevazı ve naturel olabilmektir..
Sevmek.. bence mevcut olanın kıymetini bilmektir..
Sevmek.. bence zamanında sahiplenebilmektir..
Sevmek.. bence zamana dur diyebilmektir..
Sevmek.. bence cesaret...demektir..
Sevmek.. bence aşk için delirebilmektir..
Sevmek.. bence fırsatı değerlendirmektir..
Sevmek.. bence ömürlük vuslat demektir..
Sevmek.. bence öze dönebilmektir..
Nusret Akbayır
HÜKÜMSÜZDÜR
Kaybettim kendimi, hükümsüzdür
Bir ırgalanıştı delice çarpan
Kuytu kaygılardı öbek öbek
Bu yağmurlar ki camlarda pürüzdür
Kaybettim kendimi, hükümsüzdür
Ekim sende çıktın yaramaz
Vur yağmuru bedenime yaram az
Sensiz sonbahar bana yaramaz
Gittiğim yol yanlışlarıyla da düzdür
Kaybettim kendimi, hükümsüzdür
Umutları veren alır, gizlice
Umutlar yerde kalır gizlice
Umutlarım bir gün olur gizlice
Beni benden çalan, sönük bir sözdür
Kaybettim kendimi hükümsüzdür
Ekim neden güllerimi koparttın
Neden yapraklarla üstlerini kapattın
Neden beni bu yalnızlığa attın
Yüreğimi kavuran, dilindeki pürmüzdür
Kaybettim kendimi, hükümsüzdür
Hüzün kapıları ardına dek açık
Sevdiğim beni attın içine, koyuydu balçık
Benim bu dünyada, en büyük kaçık
Beni böyle söyleten, yalancı yüzdür.
Kaybettim kendimi, hükümsüzdür
« Önceki ::

